Mehmet Güreli,Toz ve Toz,SeniGörmemİmkansız - Kimse Bilmez
“Bazı an oluyor, herkes sana benziyor gerçekten..
Bazı an oluyor, herkesi ve her şeyi sana benzetirken buluyorum kendimi ben.”
#kurcalamayıver
Big Scary - ‘Leaving Home’
çok benzer(i)…
“Aşk bir masaldır yağmurla söylenir
ve bu kırmızı perdeler aşktan beri
bir evin içinde kaç aydır gezinip duran bir peri…”
Onur Caymaz - Sevmek Diye Bir Kelime
-ORADA İLERİDE-*
Orada ileride okuyor o şiirini.
Kimseye, en çok kendi kendine.
Irak uzak değil demişler.Bir kaç damla mürekkep ve radyosunda 70’ler.Orada ileride düşünüyor o.Orada ileride.Masada bir şişe kırmızı şarap ve odada bir fil.Sarhoşluk kulaklarından akıyor, izliyorum bir fiil.Orada ileride sevişiyor o.Yelkensiz, sancaksız bir gemi.Kaptan kamarasında Wagner,Ve yanında Son House dinleyen bir deli.Şimdi biraz sağa çekiyor onu hayat.Yüksekten uçan herkes biraz muzdariptir iç kulak iltihaplarından.Bıkmış tükenmiş bir nesil çizmişiz çizilmiş aşk plaklarından.Orada ileride takılıyor o.Orada ileride.Diğerleri yakınırken berisinde.(Anne ve babalar) intihar haplarından.(Çocuklar) ilk aşk infilaklarından.(Bakanlar) siyasetlerinden(Modeller) kıyafetlerindenGazetede ölüm haberlerini okuyor o.Herkes sağlam herkes tamam.Bazıları giyinmek bilmiyor bazıları soyunmak.Bazıları ısınmak bilmiyor bazıları soğumak.Biri doğuyor biri ölüyor geçiyor ama bitmiyor zaman.Soyut olana hasret bir acı var dilinde neden bilmez.Orada ileride bağırıyor o.Orada ileride.Ağlasın istiyor herkes, o gülüyor.Gülüyor kendi kendine.”Geride kimseyi bırakmayın, düşeni aşağıdan ittirin.”Orada ileride bağırıyor o bunu.Çekemediyseniz siktirin…
ÇOCUK OYUNLARI :: EVCİLİK
Şimdi biz şakacıktan evlenmişiz. Balayına gelmişiz ama otelde çalışanlar grevdeymiş şakacıktan. Bi de tüm yemekler de tükenmiş, şakacıktan bitmişler.. Dünyada da bizden başkası kalmamış zaten, herkes gitmiş, bütün sabahlar bize kalmış. Biz de kahvaltı edicekmişiz işte.
deniz tuttu ama biz hala iskeledeyiz…her yerde sen aranıyorsun
salonda
mutfakta
koridorda
bahçede
sokakta
duvarı olan
ya da
olmayan
her yerde
sigarada
esrarda
şarapta
rakıda
birada
külde
küllükte
tozda
çamurda
yağmurda
karda
bulutta
güneşte
rüzgarda
radyoda
…
Emniyet için demir kafesler, korkuluklar, kemerler… Bunlar gerçekten gerekli mi ve her hangi bir tehlike anında gerçekten koruyucu olabilir mi; kimse bilmiyor. Kimsenin de gerçekten umursadığı yok üstelik. Kamikazenin içindekiler için amaç sadece eğlenmek; kimsenin düşmeyi düşlediği yok, dışındakilerse paranın derdinde. Işıklarla rengarenk, makaslanmış iki kola asılı iki sandal, kafeslerle örtülü sandallarda sallanıp savrulan insanlar..gecenin körü makaslı iki kol hizalandığında gerçekleşen soyut bi’ çarpışma, an…
Tesadüfen birbirine dönük iki yüz, bakmadan görüp gürültü kirliliğine rağmen duyan iki..”iki”lik…
Bi’ ton elektronik, manyetik rengin içinde birbirine dönüşen iki renk…bilip bilmeden ya da bilerek bilmediğini…
O gün şehrin muhtelif yerlerinde yine trafik vardı, yalnışlık haberleriyle dolu bültenlerde yine, aslında kimsenin bilmek istemediği ama izlenme rekorları kıracak olan, bi’ sürü yanlış haber… Kahramanlar ölümlüydüler hala, çoğu çoktan “hain” ilan edilmişti bile, belki de o sabah bi’ yenisi henüz…
Ve “iki”lik biliyordu ki; bi’ çocuğu büyütmek için, o çocuğun dünyasını yıkmak yeterlidir. Kim bilir “büyümek”e kafa tutup yeniden legolardan kurdukları kaçıncı dünyaydı bu. Şanslıydılar, biyolojik çocuklukları boyunca hiç kırılmamışlar ve dokunulmamışlardı. Bu sayede yaş aldıklarında direnç göstermeye yetecek kadar oyuncak biriktirmişlerdi düşlerinde. Dünya yok oldukça “yoğucuk” inşa oluyordu, onlar için ve bi’ gün herkes için de. Bu yüzden tüm can yangısına rağmen sakindiler.
Ta ki….
Photo:Sena Almacıoğlu